BEYPAZARI GEZİSİ

 
 

 

 

Mezunlarımız arası dayanışmayı arttırmak amacıyla, derneğimiz organizasyonu ile,  tarihi evleri ile nadide ilçelerimizden biri olan BEYPAZARI (ANKARA)’na, yaklaşık 40 mezunumun (eş ve çocukları dahil) katıldığı bir gezi düzenlenmiştir. Katılacağını bildirenlerin hemen hemen tamamı gezimize katılabilmiştir...

Gezi Programı (Planlanan);

07.00 : Eskişehir’den hareket

10.00 : Beypazarı’na varış

10:00-10:45 Hıdırlık Tepesi (Şehrin Panaromik Olarak Görülmesi)

10:45-11:30 Kilim Battaniye Atölyesinin Gezilmesi (El Dokuma Kilim Ve Battaniye)

11.30-13.00 : Alaattin Sokak Beypazarı Evleri ve Müze Evi Ziyareti

13.00-14.00 : Öğle Yemeği

14.00-17.00 : Serbest Gezi (Gümüş Mağaza ve Atölyelerinin Gezilmesi, Alışveriş)

17.00 :18:00. İnözü Vadisinin Gezilmesi (Semaverde Çay Keyfi Ve Dinlenme)

21.00 : Eskişehir’e varış

 

Geziye ilişkin hatıralarımızı (ve fotoğraflarını) biraz da ballandırarak sunacağız... Dil sürçmelerimiz olmuş ise şimdiden af ola...

Böyle özel bir grupla yapılan hangi gezide zamanında kalkılabilmiş ki biz planladığımız gibi saat 07.00'de hareket edebilelim... Yarım saat bir gecikme ile saat 07.30'da hareket ettik...

Daha Alpu'ya gelmeden otobüsten sesler yükselmeye başladı. "Açız! Kahvaltı yapmamız gerekiyor..."  Zar zor Mihalıççık'a kadar gidebildik.

Mihalıççık'da bir kahvede sabah kahvaltısı için mola verdik. Her aile, önceden hatırlatıldığı için, yiyeceklerini masalarına açtılar. Börekler, sarmalar, kekler ortaya çıktı... Çaylar organizasyondan. Afiyet olsun....

 

Tıp Fakültesi mezunlarımız, doktor arkadaşlarımız sabaha kadar nöbet tutmuşlar.

Simit ile sabah kahvaltısı mı olur?

 

Yarım saatlik moladan sonra hareket ettik.

 

"Mihalıççık" çömlek ile özdeşleşmiştir.

Biraz ilerledik ki çömlek yapımı ile meşhur Sorkun köyünde tekrar durduk.

Galiba Beypazarı'na varıncaya kadar akşam olacak...

 

 

 

Mihalıççık'dan Nallıhan-Beypazarı kavşağına kadar olan 40-50 km.lik kesim çok kötü. Dar ve virajlı. Ama mükemmel doğa güzelliği olan bir bölge. Görmeye değer.   

 

Saat 10 gibi Beypazarı'nda olmamız gerekiyordu ama biz 11.30 civarında ancak girebildik. Mezunumuz Mahmut GÜNGÖR bizi karşıladı, ve gezinin sonuna kadar bizimle beraber oldu. Bir arkadaşı ile birlikte bizlere Beypazarı'nı tanıttı. 

 

 

 

 

İlk gezdiğimiz yer Hıdırlık Tepesi oldu. Şehrin tüm güzellikleri sadece buradan görülebiliyor.. Hem eski hem de yeni BEYPAZARI buradan çok rahatça görülüyor...

İlçenin tüm bölgelerine hakim olan tepeden tarihi konakların ve doğal güzelliklerin ön plana çıktığı şehir dokusunu tüm ayrıntılarıyla seyrettik.

 

 

 

 

 

 

Saat 13.30. Acıktık. Öğle yemeğimiz Hacı Bostan Konağı'nda. Zengin bir öğle yemeği planlandı.

 

Hacı Bostan Konağı....

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YÖRESEL YEMEK MENÜSÜ

Çorba

Beypazarı Güveci : Yöresel mutfağın en özel yemeklerinden olan Beypazarı Güveci; özenle hazırlandıktan sonra toprak kaplar içinde Taş fırınlarda pişirilerek yine toprak kaplarda servis edilir.

Beypazarı Dolması : Beypazarı takım yemeklerinin orta direği olan Beypazarı Dolması'nın eşsiz lezzetinin sırrı, Beypazarı'nın taze asma yapraklarıyla sarılan özel dolma içi ve Beypazarılı hanımların hünerli ellerinde gizlidir.

Beypazarı Baklavası : Yöre sofrasının baş tacı Beypazarı Baklavası'nın en önemli 80 kat ince yufkadan yapılmasına rağmen kalınlığının yalnızca 5-6 cm. olmasıdır. Her beş yufkadan sonra araya konan ceviz içiyle birlikte 4 saat pişirilen ev baklavaları, damaklarda bıraktığı unutulmaz tadıyla meşhurdur.

 

 

 

Saat 14.00. Beklenen an geldi.. Gümüş alış-verişi... Belediye Başkanlığının da olduğu gümüşcüler çarşısı girişinde saat 15.00'de buluşmak üzere dağıldık.. Onlarca gümüş mağazası gezildi..

 

 

Saat 15.00 ama buluşma yerinde hiç kimse yok... Alış-veriş hala devam ediyor olmalı...

Nihayet "Toplandık" derken şiddetli bir yağmur başladı... Çarşıdan çıkamadık.. İşte tam bu anda bir belediye görevlisi çarşıda kalmış tüm konukları belediye başkanının ofisine davet etti. Belediye başkanı olmamasına rağmen misafirler başkanın ofisinde yağmurun dinmesini beklediler. Daha ilginç olan şu ki biz konuklara çay, ve yöresel lokumlar ikram edildi. Tebrikler Sayın Belediye Başkanı Mansur YAVAŞ.. Türk Anadolu misafirperverliği işte böyledir....

Çok üzgünüm ki aramızda makamında gözü olanlar var....

   

Halk evi ve müzeye gitmek için yola koyulduk. Aynı zamanda bir pazar haline gelmiş Alaattin sokağa girdik.

Alaattin Sokak : Restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmış bir çok Tarihi Konağı barındıran Alaattin Sokak; yöresel ürünlerin satıldığı stantların kurulduğu şehrin en gözde mekanı. Beypazarılı ev hanımlarının el emeği ürünleri tadarak alışverişinizi yaparken sohbet etme fırsatı da bulabilirsiniz.

Valla kağnı arabası hızı ile ilerliyoruz.... Yöreye özgü lokum, tarhana, makarna, kuru alışları başladı.... 

Eller poşetlerle dolmaya başladı...

 

Lokumcular sokak ortasında gelen geçene lokum ikram ediyor...

 

Valla benim canım hiç çekmedi... Belediye Başkanının ofisinde epey yedim..

Ama bir tane alsam mı?

   

Emin amca! Valla çok yorulduk...

Biraz dinlenelim...

   

Biraz da incik-boncuk bakalım...

 

 

 

Müzeye gidiyoruz...

 

İnözü Vadisi : Beypazarı'nın kuzeyinde yer alan İnözü Vadisi; doğal bitki örtüsü ve kültürel kalıntıları ile oldukça zengin bir görünüme sahiptir. İnözü Çayı'nın aşındırıcı etkisiyle iki tarafı balık sırtı görünümünde yükselen dik kayalardan oluşan Vadi; doğa sporlarını sevenler için eşsiz güzellikler barındırmaktadır.

 

Eyvah! Yağmur başladı... Mağaralara....

 

   
 

Tepelere tırmanmak bizi yordu.

Taş evde yorgunluk çayı içelim...

Çaylar organizasyondan.

 

 

 

 

Saat 19.30. Eskişehir'e dönüyoruz...

Gezimizden memnun kalmayan var mı?

Yeni bir sosyal etkinlikde buluşmak üzere...